Çi̇n Bankasının Türki̇ye’de Şubeler Açmasına Yeşi̇l Işık

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan (BDDK) yapılan açıklamada, küresel bazda dünyanın en büyük yedinci bankası olan Bank of China Limited (BoC) tarafından Türkiye’de faaliyet göstermek üzere banka kuruluşu için kendilerine başvuruda bulunulduğunu açıkladı.

Muhakkak, hayır görünen işlerin nihayetinin şerre bağlanabileceği gibi, şer gibi görünen birçok gelişme de hayırla sonuçlanabilir. İşte biz de Rabbimiz’in emri üzerine bu düzlemde bakıyoruz meselelere…

Kaldı ki; mesele ekonomi, finans ve iktisadi çerçevede seyrediyor ise daha da dikkatli olmak zorundayız.

Çin’in dev bankası 300 Milyon dolarla Türkiye’ye geliyor, elbette gelebilir.

Belki idarecilerimiz ve ekonomi danışmanlarımız bir süreliğine bununla övünebilirler.

Bankacılık Sistemi’nin para üretme mekanizmalarının gerginleştirdiği ekonomik hava, muhtemelen ilgili haber sürecinde ve sonrasında biraz yumuşayacaktır. Bu onlarca yıldır hep böyle olmuştur. Maalesef bu gün de olmaya devam ettiğinin kanıtı niteliğinde…

Günümüzde de ekonomik anlamda, maceraya dönen bu ve benzeri sonuçları hep tattık, tadıyoruz. Yıllardır Batılılar’ın ekonomimiz üzerinde kurguladıkları ve kullandıkları finansal uygulama sistemleri; bu kez Uzak Doğu’dan imdadımıza yetişir gibi görünse de; bu bizi aldatmamalı.

Cumhuriyet tarihimizden bu yana, coğrafyamız üzerinde, ekonomi-politik anlamda nihayet enfekte hale gelen Batılı sömürü sistemi; yerini, Uzak Doğu’nun dengeleyici gücüne bırakma emaresinden başka bir şey değildir. Tıpkı; yıllar öncesinde çiçeklerle karşıladığımız Batılı finans kreditörlerine, ceolarına gösterdiğimiz ilgi gibi… Bu ilgi durumu, bu kez suretini çekik gözlüler familyasından gösteriyor.

Öyle görünüyor ki; ABD’den kurtarmaya çalıştığımız kaynaklarımız, orta vadede Çinliler tarafından sömürülecek günlere yelken açmak üzere…

Peki; bir coğrafya, böylesine büyük finans şirketleri tarafından, nasıl oluyor da cazibe merkezi olarak görülebiliyor?

Finans piyasalarının; dünyanın çeşitli coğrafyalarını, maksimum borçlandırma potansiyeli olarak görmeleri kapitalist anlayış gereği normaldir. Akabinde ise bu borcu transfer edebilecekleri yeni alanların keşfi kapsamında değerlendirmeleri de kendilerince heyecan vericidir. Maalesef bu zihniyet, durumu bu gibi sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde realize ediyor.

Hali hazırda yıllardır çıkarılmış ve değiştirilmeyi bekleyen mevcut banka yasaları ile küresel finans kapitale karşılıksız olarak finansal potansiyel imkanları sağlanmıştır/sağlanıyor.

Çinli finans sektörü üzerinden gelen 300 Milyon dolara karşılık, bu bankaya da mevcut yasalar gereği 20 kat kredi verme yetkisi veriyoruz. Yani günün sonunda Milletimiz ve devletimiz toplamda 6 Milyar Dolar borçlandırılacaktır. Bunu ilk kez yaşamış olmayacağız. Yaşadıklarımızdan ders almış olmasak da…

  • Peki biz ne yapmaya çalışıyoruz?
  • Meclisimiz, hükümetimiz ve devlet erkanımız ekonomik olarak hangi yöne istikamet verdiklerinin farkındalar mı?
  • Yoksa top yekün günü kurtarma derdinde miyiz?

“Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz, Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz” (Bakara Suresi 236. Ayet)

Sadık USLU

Bir Cevap Yazın