Şeytanın Çocukları

Şeytanın Çocukları

24 Mart 2020 0 Yazar: Yunus Ekşi

Corona fobisi, virüsün kendisi kadar toplumları tehdit ediyor.

Panik, doğal akışındaki üretimden tutunda, kamunun görevini yerine getirmesinde de ciddi olumsuz etki yapıyor.

Dünyanın gündemine oturmuş ve insanlığı tehdit eden bir hastalık olarak gündeme gelmiş corona virüsü hastalığı yayarken, bir yandan da yaşanan korku psikolojisi dünyanın her yerine yayıldı.

Bu öldürücü virüsün bütün dünyayı hedef alması küresel bir amacın gerçekleşmesi için bir adım olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Bu amaç nedir diye sorduğumuzda; mevcut küresel güçten, onların hedeflerinden bağımsız düşünmemiz doğru olmayacaktır.

Devletlerin dirençlerini gördükleri için, bütün sömürü düzenlerine karşı, halkların isyanı etmesine karşı, insanları öldürecek biyolojik silahlar geliştirmekten ve bunu insanlara uygulamaktan çekinmeyen insanımsı şeytanın çocukları, yeni bir sistem kurmanın arifesine geldi.

Devletlerin kabul ettiği uluslararası hukuku,  bu küresel finansın istediği şekilde düzenlendiği gerçeği ortadadır.  Bunlara vurulabilecek en büyük darbenin başlangıcı bu uluslararası şirketleri ülkelerinde bitirecek şekilde kararlar almaya başlamasıdır.

Bunun için bir pakt oluşturup zamanla bütün ülkelere yayılacak şekilde devletlerin milli menfaatlerini halklarına yayacak biçimde devlet destekli şirketlerle oluşturması gerekir. Şirketlerin paydaşlığının halklara indirilmesi, yeni küresel güç haline gelecek sürecin ayrıca engellenmesi olacaktır. Bir yönü ile uluslararası ilişkiler yeni oluşacak halk tabanlı bu şirketlerin milletlerin ortak konsensüsü şeklinde gerçek temelli uluslararası bir ilişkiye dönüşecektir.

Bugün olduğu gibi, kurulu uluslararası örgütlerin uluslar üzerinde etkisini yönlendiren şeytanın çocukları, küresel finans elitlerin ta kendileridir. Onların, şirketlerini farklı farklı ülkelerde açmaları, onlara asla o ülkenin milli şirketi olduğu anlamını vermez. Sistemi kuran bu zihniyet, parasal kaçışlar için uluslararası iktisat kurallarını, bankacılık sistemini, borsa kurallarını da belirlemede etkin olmuştur. Dikkat edilirse ülkelerde çıkartılan yasalar mobil kaçış kabiliyetlerine hizmet eder.

Bu sistem Borca Dayalı Bir Para Sistemidir. Bu sistemi işleten ülkeler, asla milli ve tam bağımsız devlet olamaz.

 Devletlerin ekonomik kaynakları bu yapı ile sürekli kurulu küresel şirket üzerinden sömürülür. İnsanlığın düşmanı bu yapı ve kurucuları, aslında görüldüğü kadar güçlü değillerdir.

 Liderlerin itirazları etkili olmaz ama halkların itirazı başlarsa tüm dünyada bu şirketlerin varlıkları halkların eline geçer.

 Borç olarak kurdukları sürekli borçlanma düzenleri devrilir. Milletler borçlarını ödemek zorunda olmadığını, kendilerine sürekli bir tuzak kurulduğunu gördüğünde, yenidünya düzenini bu kez halklar kuracaktır.

Evet, dünyada kısa süreyle bir kargaşa olacaktır. Ancak sürekli süren küresel finansın kaosu kadar asla olmayacaktır.

Bunlar kurdukları para sistemi ile devletleri hükümetler üzerinden yönetti, insanların varlıklarını ellerine geçirdi. Halkların içinden kendi halklarına hıyanet eden insanlar üzerinden tarımı ele geçirdi. İnsanlığı hastalıkla kırmaya başladılar. Çok kısa sürede açlıkla kıracaklar. Afrika da uyguladıkları provaları, kendilerine başkaldıracak halklara uygulamaktan çekinmeyecektir. Hükümetlerin korkakları ile cesurları bu süreçte tam ayrılacaktır. Dünya o zaman yeni kahramanlarını insanlık adına çıkaracaktır.

Şimdi bu tespitlerden sonra bu yazımızın yazılma amacına gelince hükümetimize önerimiz şudur;

  1. Terör sorununu çözmek için akil adamlar oluşturduğunuz gibi, ekonomi sorununu çözmek içinde akil adamlar oluşturun. Mevcut politikalar öteleme politikaları olup, altından kalkılamayacak hale getirilmeden alternatif çözüm önerilerine gidilebilir.
  2. Milli istihbaratın yapısını genişletin. Biyolojik savaş ve geliştirilecek birçok saldırı biçimine karşı güçlü bir istihbarat oluşturulabilir.
  3. Ülkeyi birleştirici Türkiye ittifakını tanımlayacak, toplumun farklı kesimlerinden kabiliyetli çözüm önerileri olan insanlara kabinede yer verilebilir.  Başkanlık kabinesi milleti ne kadar kuşatırsa milletin bütünlüğü o kadar güçlenir. Virüs saldırısı gibi daha güçlü olası bir saldırıya karşı, oluşturulmak istenilen halk ayaklanmasında, milletçe bu fitnenin önüne geçeriz.

 Bunun böyle olacağı anlamında söylemiyoruz. Ama bu milleti bölmek için her türlü saldırıya karşı tedbirlerin alınması gerekir.

Selam ve dua ile…

Yunus EKŞİ