Siyasette üç maymun

Devlet kurumları arası yetersiz ilişkileri, işlevsel yönden kurumsal zafiyetler oluşturması toplumsal düzeni sürdürülebilmesini olumsuz etkiliyor.

Devlet yapısı içerisinde oluşturulan kurumlar, kendi aralarında aynı hedefe, devletle birlikte aynı amaca yönelik değerler üretmiyorsa, toplumsal düzenin sağlıklı yürütülmesi en üst düzeyden başlamak kaydıyla geciktirici ve engelleyici olduğunu söylersek çok da yanlış söylemiş olmayız.

Gerekli toplumsal değişimlerin gerçekleşmesi için, bazı ön aşamaları o toplumun geçirmesi gerekir. Ön aşamaları geçirmeyen bir toplum,  tarih göstermiştir ki geçişleri ihtilal, devrim gibi kanlı bir baskıcı sürece girmiştir.

Toplum bireylerden oluştuğu için, bireylerin davranışlarının toplamını oluşturan kitlesel davranışlardır. Toplum bileşenlerinde ki inanç farklılıklarından kaynaklanan farklı davranış eğilimleri, toplumun en altından en üst yapısına kadar etkili olur.

Toplum içerisindeki bu değişimi etkileyen temel gücü unsuru sermayedir. Parasal güçle üretim faktörlerini kontrol ederek toplumun genel ihtiyaçlarının giderilmesi de dolaylı olarak kontrol edilmiş olur. Bu iki yönlü kontrol; toplumun istenildiği gibi yönlendirilmesinde, olaylar karşısında kontrol ediciye karşı itaat edici davranmasına yönelik kullanılır.

Sermayenin toplum dönüşümü üzerindeki etkisi, temsili demokrasi üzerinden seçilmiş ve toplumun önüne konulmuş olan toplum içinden çıkmış kişiler üzerinden de pekiştirilir.

Onların toplumun önünde güçlü bir sermaye ile desteklenip öne çıkartılması, asıl üretim ve sermayeyi elinde tutan elit zümrenin siyasi politik tercihlerine hizmet etmesi içindir.

Siyasi yapıya bu şekilde müdahale eden, üretim faktörlerini elinde tutan ve sermayeyi dilediği gibi dilediği sektörler üzerinden hareket ettirip, gücünü ekonomide de gösteren el, siyasi yapılardan seçtirdiği millet temsilcileri üzerinden, kendi çıkarları ve menfaatleri doğrultusunda dilediği yasaları çıkartır.

Toplumun bu asıl sorunu görmesinin önündeki en büyük engellerden biri, temsili demokrasi üzerinden seçilen insanların, bunları siz seçtiniz algısı üzerinden toplum tepkisi, kabahatin kendisinde olduğu düşüncesi ile kırılmasıdır.

Temsili demokrasi ile direkt demokrasi arasındaki fark aslında sermayeyi elinde tutan elit zümrenin demokrasi seçimleri sonrasında seçilenleri tam bir kontrol altında tutmasıdır. Bu elitler de sistem kurucular tarafından güçlendirilip, perde arkasında ekonomik sisteme bağlılıklarını sürdürdükleri sürece desteklenirler.

Halkın toplumsal bir kalkınmanın merkezinde olması için, siyaset üretmekle görevli olan seçilmiş milletvekilleri, sadakatını halktan çok seçilmiş olduğu siyasi partisine gösterir.

Çünkü kendisini o makama getiren bir parti lideri ve siyasi bir teşkilat olduğunu kabul eder.

Kendisini seçen halk,  o milletvekili için çok arka plandadır. Bunun içindir ki bugüne kadar mecliste milletin aleyhinde çıkan yasalara el kaldırıp onaylayan milletvekilleri halka değil partisine bağlılığını sürdürüyor. Kendilerinin halka karşı sorumluluğunun yanında daha çok partilerine karşı sorumluluğunu önde tutarlar.

Bu ister iktidar ister muhalefet için olsun çok partili parlamenter sistemlerde, parti egemenliği seçilmiş milletvekilleri üzerinden baskıcı bir yapıyı dönmüştür. Getirilmiş olan bir yasa mutlak manada milletin lehinde olsa da, muhalefet sadece iktidar puan alacak kaygısını taşıdığından destek vermez.

Oysa asıl siyaseti finanse eden elit zümre, iktidar muhalefet çatışmalarına çok yönlü müdahil olup halkın önünde hiç gözükmezken, bu tartışma içerisinde kurulu mevcut düzenin gücünü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam eder. Onlar, asla mecliste siyasi partilerin ülkenin temel sorunları ile ilgili ortak akıl çözüm üreterek adım atmasını istemez.

Çünkü onlar, devletin sosyal devlet olmasını istemez. Çünkü onlar, güçlü bir ekonomik yapıya sayıp devletin halka karşı adil bir paylaşım yapacak kurumları olsun istemez. Çünkü onlar, milli gelirin halka adil biçimde paylaşılmasını istemez.

Siyasi partilerin, asıl sorunun sistemsel olduğunu görmeyişi,  üç maymunu oynayışları, birbirlerine karşı kısır bir süreçle iç politik söylemlerle siyaset yapmaları, işte bu elit zümrenin tamda istediğidir.

Selam ve dua ile…

Yunus Ekşi

Bir Cevap Yazın