Üreten ve tüketen köleler olmaya itiraz etmeliyiz !

İtiraz ediyoruz… !!

  • İş adamlarımızı üreten köle halkımızı tüketen köle haline getiren bu sisteme itiraz ediyoruz!
  • Sürekli borçlanmayı milletimize ve devletimize dayatan bu sisteme itiraz ediyoruz!
  • Çocuklarımızın geleceğini sürekli borçlandırarak ipotek altına alan mevcut para kredi sistemine itiraz ediyoruz.

Tahterevalli ekonomisi olarak tanımladığımız, mevcut borca dayalı para sistemi, bütün işlerliğini çok yönlü strateji üzerinden sürdürmektedir.

Sistem oyuncularının dolar üzerinden yaptığı operasyon, Merkez Bankası’nın rezervlerini boşaltmak oldu.

Ancak aynı paradigma üzerinden ekonomi anlayışını sürdürenler, dolar kurunu durdurmak için, ısrarla faizleri arttırmayı önerdiler. Sonra içerdeki sistem oyuncuları, faiz üzerinden operasyona geçti. Sonuç bir yandan döviz kuru ile bir yandan faiz ile devlet ve millet ablukaya alınarak; faizlerde faizcilerin istediği gibi yükseltildi. Böylece milleti, daha da köle haline getirildi.

Elbette bu kur-faiz borç tuzağını, sistemi uygulayan siyasiler, birinci derecede sorumludur.

Elbette bu sisteme itiraz etmeyen muhalefet sorumludur.

Elbette bu milletin aydınları, gözle görünür aynı oyunun kurgulanışına itiraz etmeyişlerinden ötürü millete karşı sorumludur.

Bir de ekonomi adına; hem kendi sosyal medya sayfalarında hem de ekranlarda asla ana sorun olan borç modeline temas etmeyenler var. Bozuk finans sisteminin sonuçlarını gündemlerinde tutup, popülarite peşine koşan, gerçekleri söylediği zaman, bulunduğu konumu kaybedecek endişesini taşıyan, binlerce takibi olan insanlarda sorumludur.

Bunları hiç kimseyi suçlama adana söylemiyoruz. Sadece büyük bir sorumluluğu hatırlatma adına ifade ediyoruz. Borca Dayalı Para Sisteminin kaldırılması gerekiyor. Siyasiler, milletimizi tali konularla oyalamaması gerekir.

Mevcut finans modelinin; milletimizi ve devletimizi borç batağına sürüklemesi, iş adamlarımızı üreten köle, halkımızı tüketen köle haline getirmesine itiraz etmeliyiz.  Sürekli bir borçlanma sürdürülemez ve kabul edilemez.

Mevcut sistemin sürekli borçlandırıcı politikası para-kredi modelinin işleyiş düzeninden ileri geliyor. Yeni ve alternatif bir iktisadi modelin üretilmesi kaçınılmazdır.

Bunun için İktisat hareketi, Taban ekonomisini öneriyor. Çünkü Mevcut yapı bir azınlık için çalışıyor.

Kendi parası olmayan ve bundan dolayı İktisadi bağımsızlığını kazanamayan bir devlet, milletini kendi elleriyle uyguladığı finans sistemi ile küresel elitlere köle haline getiriyor. Bunun en önemli tehlikesi; devlet ve millet arasındaki güven bağının koparılmasıdır.

Devlet büyüklerimiz, böylesine onur duyulacak bir milletin, böylesine zengin toprakların yönetiminde olduğu halde, hala iktisaden bir refah düzeyini milletine veremiyorsa, devletin içerisindeki kripto bürokrasiye dikkat etmeleri gerekir.

Israrla aynı olumsuz sonuçları veren iktisadi politikaları dayatan zihniyetin, devlet yönetiminden arındırılması gerekir.

Çözümsüzlük diye bir şey yoktur. “Mevcut politikaların dışında alternatif politikalar yoktur” diye söylenen öğretilmiş çaresizlik, kabul edilemez.

Her zaman bir çıkış yolu vardır. Bundan dolayı, mevcut faizci finans sistemine mecbur değiliz. Sistemi değiştirdiğimizde her şey çöker diyenlerin narkoz sözleri, 85 milyonun kaderi olamaz.

Çıkış yolunu siyaset yapacaktır. Ya iktidar yapacaktır ya muhalefet yapacaktık.

Bu iki yol çıkmaz sokaksa, bu millet bir üçüncü yolu kendi bağrından çıkaracaktır.

Selam ve dua ile…

Yunus Ekşi

Bir Cevap Yazın