Verilebilecek en büyük zararlar !!

Borçlar çok önemlidir…
Borçlar sizin geleceğinize koyduğunuz ipoteklerdir.

Bu ipotekleri nereye koyduğunuzu siz belirlemezseniz bir müddet sonra alacaklılar belirlerler. Sizin belirlemenizden kastım tabi ki sizin dikkat etmenizdir. Çünkü eğer alacaklılar yabancılar ise bu durumda sonuçlar da oldukça vahim olur. Örneğin Osmanlı son döneminde yapılan pervasız dış borçlanmaların sonucunda alacaklıların Maliye Bakanlığı altında bir daire kurdurduklarını biliyoruz. Padişah II.Abdülhamid döneminde 20 Kasım 1881’de kurulan bu daire, Duyun-u Umumiye (borçları yönetim) İdaresidir.

Bu idare aynı zamanda İmparatorluğun tekelinde bulunan Tuz, Sigara vb. gibi işletmeleri çalıştırıyor ve bazı vergileri de topluyordu. Bu durum Osmanlı’nın bağımsızlığını yok etmişti. Bunun hemen akabinde iki şeyle karşılaştık. Toprak talepleri ve savaş!

Meşhur ata sözümüzdür; sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.

Biz de bu borçlanma meselesine çok ama çok dikkat etmek mecburiyetindeyiz. Bundan önce bir makalemde (4 Ekim 2020) hane halkı borçlanmasına dikkat çekmiştim. O yazımda hane halkı borçlarının üçte bir oranında arttığını ve en büyük artışın da ihtiyaç kredilerinde olduğunu ifade etmiştim. Bu durum, vatandaşın temel ihtiyaçlarını gidermek için borçlandığını gösteriyordu. Salgın koşullarını da düşündüğümüzde geri ödemelerin sıkıntılı olacağına işaret etmiştim. Şimdi o geri ödemeler salgın bahanesiyle sürekli erteleniyor. Buna borç yapılandırma diyorlar. Erteleyebildikleri kadar erteliyorlar. Ancak bunun bir sonu olacak elbet. Peki, o zaman ne olacak? Bu paraların geri ödenemeyeceğini herkes biliyor ama bilmezlikten geliyor. Çok cahilce bir tutum. Devekuşu misali.

Şimdi bu tehlikeli gelişmenin yanı sıra bir başka gelişme daha dikkatimizi çekiyor. O da devletin borçlanmasının niteliğidir.

Aşağıdaki grafikler bize 2020 yılı sonu itibarıyla 1 trilyon 812 milyar liraya ulaşan devlet borç stokunun 2003-2020 yılları arasındaki seyrini gösteriyor. Yani Ak Parti dönemindeki seyrini gösteriyor.

Bu grafikten, Ak Parti döneminde TL ve döviz cinsi borçların seyrinin nasıl olduğunu görüyoruz. Burada dikkat ederseniz, son üç yılda kamu borç stoku içerisinde döviz cinsinden borçlanma miktarının agresif bir şekilde arttığını görüyoruz. Bu aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) dönemini de işaret ediyor. İş bilmezlik midir yoksa kolaycılık mıdır artık siz karar verin. Devletin TL cinsi borç stoku döviz cinsine döndürülüyor!

İkinci grafik ise bize devlet borcu içerisindeki TL borç oranı ile döviz borç oranının değişimini gösteriyor. Burada durum daha net bir şekilde görülüyor.

2020 sonu itibarıyla devlet borç stoku içerisindeki döviz cinsi borçlanma oranı %56’ya ulaşmış durumdadır. Bugün bu oranın daha da arttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kaldı ki Merkez Bankası’nın bilançoyu düzeltmek için aldığı swaplar buraya dâhil edilmemiştir. Buna rağmen Hazine’nin döviz cinsinden borçlanması endişe verici boyutlardadır.

Eğer illa borçlanacaksanız ki borçlanmak sizin tercihinizdir, yeniden TL cinsi borçlanmaya ağırlık vermek zorundasınız. Aksi takdirde kurların yükselmesi ile Hazine’nin ödeyeceği borç tutarı tahammül edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. “Hane Halkı Borçlanmasına Dikkat” yazımda işaret ettiğim gibi kurlarda yaşanacak her %1’lik artış bize 12,5 milyar TL ek borç artışı olarak yansıyacaktır.

Bütün bunlar bize, ülkemizdeki yerleşiklerin bile TL’ye güvenmediğini gösteriyor. Ayrıca yap-işlet-devret modelindeki garantilerin de döviz cinsinden verildiğini unutmayalım.

Bu tablo döviz kuru üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya devam edecektir. Bu da demektir ki dolarda büyük düşüş olacak beklentisi boş bir hayalden ibarettir.

Neticede son cümlem biraz ağır olacak ama uyandırmak için bağırmak zorundayım.

Bir maliye ekibinin kendi ülkesine yapabileceği en büyük zarar, TL cinsinden olan iç borcunu döviz cinsine çevirmektir.

Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

Bu makalem İndependent Türkçe’de yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir