Mete Gündoğan: “Ekonomide Hangi Kriz Sizin Krizinizdir?”

Alvin Toffler (1928-2016) Amerikalı bir işadamı, akademisyen ve yazardır.

Özellikle gelecek öngörüleri ile ilgili yazdıklarının büyük bir kısmı ya gerçekleşti ya da hâlâ tartışılmaya devam ediyor. Yani güncelliğini koruyan konuları dile getirdi ve daha süreçler bitmedi.

1970’li yılların başında O’nun “Şok Gelecek”, “Üçüncü Dalga” gibi kitapları çok dikkat çekti ve çok satıldı. Birçok dile çevrildi. “The Eco-Spasm Report” adlı kitabı 1975 yılında yayımlandı. Orada da dünya ekonomik gidişatı hakkında uyarıları ve önerileri vardı.

Tabi bu konularda yazan ve uyarılar yapan tek yazar o değildi. Yüksek bir enflasyon ve büyük bir ekonomik krizin geldiğini aklı başında olan herkes haber veriyordu. Liberal ekonomi politik ağır hastaydı. Sonucu, Washington Uzlaşısına götüren bir süreçte liberal ekonomi politik yeni ilke ve prensiplerle takviye edildi. Neo Liberal ekonomi politikaları oluşturuldu. Bu sürecin bizdeki karşılığı 24 Ocak kararlarıydı. O zamanki cari model terk edilerek, ithal ikameci sanayileşme yerine dışa açık ihracata dayalı büyüme modeline geçildi. 24 Ocak kararları ile Türkiye, neo-liberal politikalara geri dönüşümsüz olarak adım attı. 2000’li yıllarla birlikte de küresel finans kapitale eklemlenmiş oldu.

2008 Küresel Finans Krizi ve akabinde gelen pandemi ise tüm dünya ekonomisini dijital bir ayrışmaya soktu. “Dijitalleşmede geri kalırsak kaybederiz” türü bir propagandanın da aynı zamanda yoğun tesiri altındayız.

Açıkça söylemek gerekirse, krizleri okuyup gereken tedbirleri alma konusunda oldukça ağır hareket eden bir milletiz. Bu konudaki milli refleksimizi, “du bi bakalım” kavramı ile özetleyebiliriz. Krizleri yaşarken de kriz sonrasında da konuyu makul bir şekilde müzakere etmekten uzağız.

Toffler’in “The Eco-Spasm Report” kitabını 1991 yılında İnsan Yayınları “Ekonominin Çöküşü” başlığı ile yayınladı. Türk okuyucu, 1970’li yıllardaki çöküş ve kriz konularını 1990’lı yıllarda okumaya anlamaya çalıştı. Ancak iş işten çoktan geçmiş ve neo liberal politikalar neredeyse yarı yollarını katetmişlerdi.

Bakınız, Toffler bu kitabında önce ekonomik krizin ne olduğunu ve nasıl tanımlanması gerektiğini çeşitli şekillerde anlatır. Sık sık 1929 krizine atıfta bulunur. Çünkü 1929 krizini herkes bir şekilde yaşamıştır. Herkesin o krizle ilgili bir hikâyesi vardır. O hikayelere nispeten gelmekte olan krizi anlatmaya çalışır.

Toffler, bir fütürist olan Billy Rojas’ın krizleri nasıl sınıflandırdığını kitabına almıştır.

Rojas krizleri beş gruba ayırır.

  • Birinci grup, Taksitlerle Gelen Kriz: Ekonominin çeşitli sektörlerinin, aynı anda değil de, değişik aralıklarla, bir sıra halinde çökmesi.
  • İkinci grup, Uyutan Kriz: Bütün ekonomi, kademeli bir bozulma sonucunda, belirgin bir çöküntü yaşamadan geriler.
  • Üçüncü grup, Sihirli Formül Krizi: 1929-tipi bir çöküntü yaşanır. Fakat kısa sürede, hükümetin doğru kararları doğru zamanlarda uygulaması ile çözümlenir. Bu aynı zamanda, “sahte kriz” olarak da adlandırılabilir.
  • Dördüncü grup, Süper Yıkım: Her şey aniden olur, çöküntü her yeri etkiler. İşsizlik birden %25-50’ye fırlar.
  • Beşinci grup, Ölüm-Kalım Krizi: Kısa bir krizdir ve onu bir dünya savaşı izler. Bu konuda daha fazla açıklama gereksizdir.

Sonra da bunlara, Gelecek Enstitüsü üyesi Strudler’in iki tanımını daha ekler;

  • Altıncı grup, Seçici Kriz: A, B ve C sektörleri, bir dönem için çökerken, D, E ve F sektörleri hiçbir zarar görmez, hatta büyüyebilir.
  • Yedinci grup, Hareketli Kriz: Kriz bir bölgeden diğerine, bir şehirden diğerine, (arkasında veya önünde) enflasyonist patlamalarla birlikte yer değiştirir.

Aslında Toffler’in yapmaya çalıştığı şey, o sıralarda var olmayan ancak yakın gelecekte var olacak olan düzensizlikleri zamanında haber vermektir. Zamanında haber verecek ki politikacılar ve piyasa yapıcıları zamanında doğru tedbirler alabilsinler ve gelecek krizler karşısında kendi toplumlarının haklarını koruyabilsinler.

Lakin bu konuları zamanında anlatabilmek kolay bir iş değildir. Bizim gibi ülkelerde ise bu durum çok daha zordur.

Biz bir krizin içerisinde iken bile “bir krizin içerisinde bulunduğumuzu” anlatmakta zorlanıyoruz. Düşünün, ülkemizde bir başbakana “2008 krizi bizi teğet geçti” dedirtebilmişlerdir. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi yola devam edilmeye çalışılmıştır.

Aslında bu durum Toffler’in listesine sekizinci bir grubu eklememizi gerektirir. O da “Teğet Geçen Kriz”dir. Ancak, zamanın başbakanına bunu söyleten hiçbir uzman, sanırım listeye böyle bir tanım ekleyerek kendi cahilliğini göstermek istemez.

Netice itibarıyla, gittikçe şiddetlenen bir krizin tam ortasındayız. Anlatmakta zorlanıyoruz. Hiçbir şey yokmuş gibi yola devam edemeyiz. Herkesin hakkını koruyacak ve refahın yeniden bölüşümünü temin edecek yeni bir politika belirlemek zorundayız.

Umarım daha çok geç kalarak kurtuluş maliyetlerimizi daha da artırmayız.

Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

Bu makaleyi Independent Türkçe için yazdım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir