Yunus Ekşi: “Gençleri inançsız yapan Müslüman!”

Bir din düşünün… Hem bireysel hem de toplumsal huzur ve refah getireceğini söylüyor.

Ama, bunu toplumun geneline bir türlü taşıyamıyor. Sorun, dinden mi yoksa dini konularda önderlik yapan kurumlar ve kanaat önderlerinden mi kaynaklanıyor?

Dinin bu kadar konuşulduğu, ama yaşanmadığı İslam coğrafyasında, herkesin şikâyet etmeye başladığı şey; “Gençliğimiz ateist, deist oluyor, onları kaybediyoruz!” oluyor. Şikâyetin sorunu çözmediğini bildiği halde, her kesimin yine ısrarla, kendi din anlayışını gençlere dayatması da bu kötü sürecin perçinlenerek yükseldiğini gösteriyor.

Gençliğimizi kaybederken, kurumların ve cemaatlerin din algıları üzerinden kendilerini, mutlak doğru din anlayışı olarak ortaya koyduklarını da görüyoruz. Birde bakıyorsunuz; filanca vakfın bir din anlayışı, filanca cemaatin bir din anlayışı, diyânetin genel sistemle çatışmayacak yapıyı ona uyduracak tuhaf bir din anlayışı. Arada ezilen ise, sorularına cevap alamayan adına da; “Z kuşağı” denilen gençlik oluyor.

Gençlerin inançsızlığının çığ gibi büyüdüğünden şikâyet eden aileler ve din adamları ise, kendi hatalarını görmemekte direnmekteler.

Kibir, bilende daha çok olurmuş.

İlahiyat camiasında ise hep örtülü konuşulan kıskançlık ve kibir ise; gençlerimizin deist, ateist olmasına katkı sunduğu gerçeğini de ifade etmemiz gerekiyor buradan.

Diyanet işleri başkanlığının gençlerle ilgili yetersiz projeleri, meseleyi psikolojik ve sosyolojik açıdan bütüncül bir program olarak uygulanması ve bütüncül sorun çözme yönteminin gerekliliğini hâla görememesi önemli bir sorundur. Varsa bu projelerin, aynı masa ekseninde psikolog ve sosyologlarında olması gerektiğinin altını ısrarla çizmek isterim. Kişinin, ruh hali ve toplumsal etkileşimi, gençlerin inanç yapıları üzerinde son derece etkilidir. İşte bunun için de diyânetin sosyolog ve psikologlarla birlikte çalışması gerekir.

Ateist ve deizmle mücadele de kurumsal bir yapılanma üzerinden proje öneriyorum. İnançsızlık kaymaları her ne kadar bir tercih gibi gözükse de, boşluktaki bu gençlerin kayışlarının temel nedeni; kurumsal İlahiyat fakültelerinin toplumun temel inancını karşılamaktan çok, kültürel İslam ağırlıklı konularda yazıp çizmesi, programlar yapmasıdır. Bunlar gençlerimizin sorularını cevaplayamıyor ve kalpleri tamamen inanmış olmuyor.

Bu öyle bir noktaya geldi ki ilahiyat fakültelerinden felsefe ve mantık derslerinin kaldırılması dâhi gündeme getirildi.

Her ne kadar olumlu manada geri adım atılsa da, bugünkü gençlerin bu günkü durumuna katkı payının, işin bu mantığında olduğunu söylemek gerekir. İlahiyat fakültelerinde ‘’Tartışma Odaları’’ diyebileceğimiz, gençlerin gelerek açık açık sorularını soracağı, sorgulayabileceği zeminlerin oluşması gerekir. Bu işi öncelikle diyanet, sonra YÖK, sonra vakıf ve derneklerin ve elbette cemaatlerin de yapması gerekir. Bu süreçte, gençlerin sorularına cevap veremeyecek ve onların sorularından kaçan kurumların içi boşaltılmış kurumlar olmasından dolayı kapatılması da gençlere bir şey kaybettirmeyecektir.

Bu önerimden dolayı bir takım endişelerin oluşacağını, itirâz edileceğini görüyorum. Bu endişeler, ancak sağlam ve doğru olmayan bir inanç sistemini benimsemişlerin taşıyacağı endişelerdir. Abdestinden şüphesi olmayan bu endişeleri taşımaz.

Önerdiğimiz bu projede, gençlerin size yüz yüze yöneteceği sorgulayıcı sorulardan kaçıyorsanız, gençlerimizi inançsız duruma düşüren bu sorunun temel kaynaklarından olursunuz.

Projenin bir örneklik teşkil etmesi için bir sivil toplum örgütü de buna öncülük yapabilir.

Gençlerin, soru sorarak kalplerinin tamamen inanmış olması gerekir. Kalbin iman konusunda Allah’a tam inanması önemlidir. Kur’an; Peygamberimize gelen bir bedevi topluluğunun iman ettiklerini söylediğini haber verir. Ancak Allah, onların iman ettiğini onaylamaz. “Onlar, Müslüman oldu” der. “İman kalplerine yerleşmedi henüz” der.

Şimdi böyle bir Müslüman olmuşlukla, gençlerin iman etmesine mi inkâr etmesine mi vesile oluyoruz!

Selam ve dua ile…
Yunus EKŞİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir