İktisat Hareketi bir kadro hareketidir. İnsanların istikameti ve bilgi birimi birikimi ile ilgilenir.

Türkiye Kazakistan Olur mu!?

Kazakistan’da Neler Oluyor? Türkiye Kazakistan Olur mu?

Türkiye Kazakistan’da yaşanılanları çok tecrübe etti! Buna rağmen Türkiye YAŞADIKLARINDAN DERS ÇIKARMAZSA yaşar mı?

– Yaşayabilir! 

Sonuçta gene aziz Türk milletinin galip geleceğinden kimsenin şüphesi olmasın!

Kazak halkı petrol pahalı diye ayaklanmış ülkelerini Rusların tekrar işgal etmesine sebep olmuşlardır. Önderlik edenler ihanetleri ile övünebilirler. Yazık çok yazık! Petrol pahalı öylemi!? Sanırsınız ki Rusya’da petrol ucuz hayat ucuz!

Bu arada Rusya Kazakistan’da olayları FETÖ’nün okulundan yetişmiş kişilerin çıkardığı yönündeki açıklaması da ayrı bir konu! Herhangi bir eylem ve davranış yapılmadan önce KİMİN, KİMLERİN İŞİNE YARAR DİYE BAKMAK LAZIM GELİR! Kazak halkı bundan böyle kendi özgür iradeleri ile yöneticilerini seçebilecek mi!?

Rusya’nın Kazakistan’a tahakkümü nereye kadar !?

Kazakistan’ın ön alması ile Türkiye’nin önderliğinde TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATININ kurulmasının üzerinden daha aylar geçmeden Kazakistan’da zamları protesto bahanesi ile başlatılan olaylar ayaklanma ve Rusya’nın Kazakistan’a tekrar girmesi ile sonuçlandı. Devletler sokakta kurulmaz ama sokakta yıkılabilir. Yıkanlar dünyada pirince giderken evdeki bulgurdan olurlar Irak ta olduğu gibi. Türkistan bölge devletleri yöneticileri ülkenin zenginliklerini halkı ile paylaşmalı. Devleti yönetmek demek yakınlarına akrabalarına devletin bütün imkanlarını sermek değildir. Birazda kendinizi sorgulayın.

Sorgulayın ki aynı akıbet sizi de bulmasın.

Kazakistan Afganistan olma yolunda mı yoksa Kazakistan vatandaşları Afganistan’ın yaşadıklarından hiç mi hiç ders almamışlar. Kazakistan Türkistan bölgesinin en önemli ve güçlü ülkesidir. Kazakistan’ın bağımsızlığı ve güçlenmesi Rusya içinde özerk Türk devletlerini ve halklarını cesaretlendirmesi ve bağımsızlık mücadelesi vermeye kalkmaları ihtimali Rusya’nın uykularını kaçırıyordu.

Kazakistan’a sonuna kadar sahip çıkmalıyız.

Türk Devletleri Teşkilatının geleceği ve Türkistan’ın geleceği buna bağlıdır. Türkiye asla sessiz kalamaz kalmamalı. Öte yandan bu ülkelere sızmış terör örgütleri konusunda ülkelerin yöneticileri sanki kendilerini ilgilendiren bir şey yokmuş gibi davranamazlar. Yok sayamazlar. Şayet gereğini yapmazlarsa aynı şeyleri onlarında yaşaması mukadder olacaktır.

Sovyet askerleri ilk olarak 24 Aralık 1979’da Afganistan’a girdi. Sovyet lideri Leonid Brejnev’in emriyle gönderildi. Afgan mücahitlerine yenilen Rusya 14 Nisan 1988’de, Birleşmiş Milletler’in girişimiyle Cenevre’de imzalanan Cenevre Anlaşması sonrasında, Rusların 10 yıla yakın işgallerine son verildi.

10 yıl Afgan halkı Ruslarla kanlı savaşlar yaşadı.

Bu yetti mi hayır! Rusları ülkelerinden kovan Afganlar ABD yi ülkelerine davet etti ve ABD’nin işgali 20 yıl sürdü. ABD’nin 7 Ekim 2001’de başlayan Afganistan’daki varlığı, 20 yılın ardından bugün askerlerinin Afganistan’dan çekilme sürecinin tamamlanmasıyla sona erdi.


Şimdi ise Afganistan’ı Çin işgali tehlikesi bekliyor.

Afganistan’ın Rusya ve ABD tecrübesini özetle anlattım. Petrol zamlarını bahane ederek kışkırtmalar sonucunda Kazakistan’da halk sokağa döküldü ve yönetim Rusya’yı ülkeye davet etti. Patates soğan pahalılık derken kışkırtmaların sonucunda ülke yönetimini zorla değiştirmeye kalkanlar  ÜLKELERİNİ HÜRRİYETLERİNİ NASIL KAYBEDİYORLAR? Bunu anlamak için çok büyük idrak gerekmiyor. Sadece şunu bilmek yeterlidir.

Ayıdan post düşmandan dost olmaz!

Siz onların dinine girmedikten sonra sizi dost olarak kabul etmeyecekleri ayetle sabittir. Türkiye bu tecrübeyi defaten yaşayan çok bedel ödeyen bir ülkedir. Maraş olayları, Sivas olayları, Çorum olayları, Tokat 15 Şubat olayları Gezi olayları 15 Temmuz kalkışması bunların hepsi ülkemizin birlik ve beraberliğimize sıkılmış kurşundur.

Sizlere Maraş ve Tokat olayları ile ilgili şahitliklerimi kısaca anlatmak istiyorum.

Maraş Katliamı veya Maraş Olayları, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen Alevi Sünni çatışmasına  yönelik katliam. Resmî rakamlara göre yedi gün süren olaylar sırasında 120 insan öldürüldü. 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın iş yeri tahrip edildi.

Maraş olaylarının hemen haftasında Maraş’a gittim. Maraş olaylarının nasıl çıkarıldığı nasıl haberler yayıldığı ve vatandaşlara nasıl silah dağıtıldığını vatandaşlardan dinledim. 1978 de bir ilden bir ile telefonla görüşebilmek için PTT den kayıt sırası alınıyor sıranız ne zaman gelirse ancak o zaman telefonla konuşabiliyordunuz. Bu bilgiyi özellikle verdim. Haberleşme nerede ise yok gibi idi.

Provakatörler Maraşta alevi mahallesine  hitaben;“Türkiye’de Sünniler alevileri katlediyor” şeklinde yalan haber yayıyorlar ve bir pikap dolusu silahı halka dağıtıyorlar, aynı şekilde Sünni mahallesine pkapla getirilen silahlar bedava dağıtılırken “Aleviler ayaklandı bütün Türkiye’de sünnileri katlediyorlar yalanını yayıyorlar. Yalanlara inananlar provakatörlerin oyununa gelip katlima dönüşen olaylara sebep oluyorlar.

Şu anda Kazakistan da da plakasız arabalarla halka silah dağıtıldığı gibi.

15 Şubat 1975 tarihinde Tokat merkezinde bulunan Ali Paşa camisinde cuma namazı çıkışında sakallı iri yarı birisi yüksek bir yere çıkmış ve;” koministler bulvar sinemasında toplantı yapıyor siz burada cuma namazı kılıyorsunuz düşün peşime dağıtalım toplantılarını” dedi ve kalabalığı arkasına taktı fakat tek kişi olmadığı ve Tokat’a dışarıdan gelmiş birileri olduğu için bir daha kendisini ve yanındakileri gören olmadı ama kışkırtılan halk TÖB’ün toplantı yaptığı sinemayı yakmaya kalktılar.

Olaylar yatışınca görüldü ki olayları Tokat halkı çıkarmamıştı.

Toplumsal olayları birtakım provakatif şahıslar planlı olarak çıkarırlar. Onun için halk olarak çok dikkatli olmak zorundayız. Siyasetçiler özellikle ana muhalefet başkanı emeklilere yaptığı konuşma da olduğu gibi ” sessiz kalmayın” gibi tahrik şeklinde anlaşılacak cümle kurmamalı. Şimdilik bununla iktifa edelim. Emekliye sessiz kalmayın demek yerine siyasi parti başkanı olarak “ben sizin sözcülüğünüzü yapacağım hakkınızı arayacağım” demesi gerekmiyor muydu?

Gene sayın Kılıçdaroğlu’nun; “bazı kurumlar kapılarına zincir hazırlasın” şeklinde yaptığı açıklamayı nasıl anlayacağız. Kılıçdaroğlu böyle yapmakla insanların zihin altına devlet kurumlarını basabilirsiniz bakın ben basıyorum bir şey olmuyor” demeye mi getiriyor. Kılıçdaroğlu yaptığı eylemi kasıtlı yapmış olamaz! tekrar düşünmeli ve asla devlet kurumlarını basmamalı.

Siyasi parti yöneticileri AKTİVİST rolüne soyunmamalı soyunuyorsa da bunda iyi niyet aranmamalıdır. Ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Dünya egemenler tarafından yeniden şekillendirilmek isteniyor.

Dünyada enerji, gıda, ilaç ve pek çok sanayi ürününde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunu bile bile halkı kışkırtmanın iyi niyetle ve siyaset üretmekle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Bazı siyasetçiler yürekleri yetiyorsa fırsatçılık yerine ÇÖZÜM ÖNERİLERİ üretmeli ve halkın refahına katkı sunmalılar.

Zannetmeyiniz ki bu aziz millet olan biteni anlamıyor. Böyle düşünenler nasıl yanıldıklarını çokça gördüler gene görecekler.

Vesselam

Halis ÖZDEMİR…

Halis Özdemir’in Tüm Yazlarını Okumak İçin… >>