İktisat Hareketi bir kadro hareketidir. İnsanların istikameti ve bilgi birimi birikimi ile ilgilenir.

Özür İkramiyesinden Vergi Almak Caiz midir?

24 yıldır Türkiye de üretim yapan Japon Honda Türkiye fabrikasını kapattı.

Fabrikayı kapatırken de işçilerine 10 yıldan fazla çalışanlarına tazminat +48 maaş ikramiye, 10 yıldan az çalışanlarına da tazminat +40 maaş ikramiye verdi.

Ülkemizdeki mevcut kanunlara göre bir kişi, kaç yıl çalıştıysa o kadar yıl sayısına göre tazminat ödemesi alabiliyor. 10 yıl çalıştıysa 10 maaş, 24 yıl çalıştıysa 24 maaş tazminat ödenmesi gerekir. Ama Japon Honda otomobil firması, Gebze’deki fabrikasını kapatırken, işçisinin hizmet yılına bakmaksızın sanki bir fiil 40 ve 48 yıl çalışmışlar gibi tazminat ve ek ikramiye veriyor.

Bizim ülkemizde ise fabrikayı kapatırken tazminat vermemek için kırk takla atan patronlar varken ne büyük bir cömertlik.

Japon Honda bu cömertliği neden yapıyor?

Japonya’da iş garantisi vardır. İşçiyi işten atmazlar. Yazılı olmasa da işten atmamaya söz vermişlerdir. Geleneklerine bağlı olup, dünyanın neresinde olursa olsun bu “iş ahlakını” sürdürmek isteyen Japonların otomobil firması HONDA Türkiye’deki faaliyetlerinde bu iş ahlakı sözünü ve geleneğini yerine getiremediği için işçisine hem tazminat, hemde özür mahiyetinde yüklü “özür ikramiyesi” ve bazı hediyeler verdi. Yani adamlar giderken Türk patronlara, işverenlere ve Türk halkına önce adalet, iş ahlakı ve insanlık dersi verdi.

İçimizi ısıtan bu haberden sonra, sıcaklığı birden bire kaybeden buz bir haberle karşılaştık.

Maliye Bakanlığı’nın, Honda emekçilerinin tazminatlarının %40’a yakınına “gelir vergisi” adı altında kesinti yaptığı ortaya çıktı.

Adeta nefes almamızdan bile vergi istenme durumuna adım adım gelmekten endişe ettiğimiz şu zamanda; Maliye Bakanlığı sanki; ‘’bu kadar tazminat size fazla’’ diyormuş gibi yapıp işsiz kalanların ‘özür ikramiyesi’ne %40’a yakın vergi kesintisi yapıyor. Genel hesap yaptığınızda Honda’nın Türk işçilerine verdiği özür ikramiyesine adeta “devlet çökmüş gibi bir tuhaf sonuç çıkıyor.

İşçilerde “bunda haksızlık var” deyip vergi dairesi aleyhine dava açıyorlar.

Gelin bu süreci en başından aktarayım sizlere…

Bu paranın mücadelesini 1,5 senedir sürdürüyorlar. Honda çalışanları hakları olan kanuni tazminatları peşin alıyorlar. Honda’nın gönlünden kopan “özür ikramiyesi” ni de parça parça alma teklifini kabul ederler. Bu paralarda taksit taksit bankaya yatmaya başlayınca maliyenin haberi olur ve bu paraları da gelir vergisine tabi tutarlar.

Şimdiye kadar banka hesaplarına yatan ‘özür ikramiyesi’nden kesilen miktarın 100 Milyon TL’den biraz fazla olabileceğini söylüyor işçiler.

İşçilerde itaraz ederler önce. Bu kesintileri adil olmadığını dilekçeler ile itiraz ederler önce vergi dairesine, maliye ve Maliye bakanlığına. Herhangi bir geri dönüş alamayınca da mahkemede haklarını aramaya karar verip, vergi dairesi yani Maliye aleyhine dava açmaya karar verirler. Ancak toplu şekilde dava açmanın riskli olabileceği düşünürler. İlk başta aralarında masraflar için para toplayarak 3 kişi için dava açtırırlar.

Dava sonucunda mahkeme işçileri haklı bulur ve Honda’nın ödediği ek tazminatlardan (özür ikramiyesinden) yapılan gelir vergisi kesintilerinin geri iadesine karar verir. Davayı kazanan 3 kişinin paraları iade edilir.

Bu kararın emsal olacağını düşünen işçiler bayağı ümitlenirler. Yaklaşık 600 kişi toplu şekilde mahkemede haklarını ararlar. Ancak işler ters gider. Açtıkları ilk 3 davada olumlu karar veren mahkeme, bu sefer farklı bir karar alarak red cevabı verir. İşçiler artık davayı kaybetmişlerdir. Aynı mahkemenin aynı içerikteki dava dosyalarında birbirinden raklı hatta çelişkili diyebileceğimiz kararları sonucunda ilk davayı açanlar kazanıp kesilen paralarını iadelerini alırken, sonra dava açanların, davayı kaybetmesi sonucu dosya ve mahkeme masrafı olan 2300 TL ödemek zorunda kalırlar.

İşçiler ise bu durumu Adalet Bakanlığına, Maliye Bakanlığına, Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve CİMER’e defalarca yazmalarına rağmen herhangi olumlu yada olumsuz cevap alamadıkları gibi, banka hesaplarına parça parça banka yatan ‘özür ikramiye’lerinden vergiler otomatik olarak tahsil edilmeye devam edilir. Honda Türk işçileri için elinden gelen her türlü fedakarlığı hem maddi hem manevi olarak yerine getiriyor. Çalışanlarda onlara teşekkür edip minnet duyduklarını söylüyorlar. Ama kendilerini yok sayan bakanlıklara ise çok öfkeliler.

Bizim ülkemizde ise, yerli motoruyla birlikte traktör üreten fabrikayı kapatıp, tazminat vermemek için de 15 yıldır takla atan yerli patronlar varken “dinsiz” Japon Honda’nın sergilediği iş ahlaki ve cömertliği takdire şayandır.

Bu çelişkili durumlara baktığımızda;

  • Honda’nın gönlünden kopan ve parçalar halinde hesaplara yatan hediye parayı gelir görüp vergi kesen sistem zulüm sistemi değil mi?
  • Yarın bir gün ailemizden olmayan birine ihtiyaçlarını karşılaması için her ay yardım parası gönderdiğimizde vergilendirme sisteminde, bunu “gelir” olarak görüp vergide keserler mi? diye sormadan edemiyoruz.

Bütün bu yazdıklarımı okuduktan sonra; “Bunda bir tuhaflık yok. Gelir vergisi kesmişler. Cebine para giren her çalışan öder bunu. Olağan dışı bir durummuş gibi anlatmanın anlamı yok!” diye bir itirazda bulunanlar elbette çıkacaktır.

Sistem için farketmiyor. Sistem hediye yada özür ikramiyesi olduğuna bakmaz. Ama “vergiyi tahsil edebilecekmiyim” diye bakar. Ama bakarkende işsiz kalıp kalmadığa bile bakmaz.

Ülkenin adalet ve yargı sistemindeki hakimler bile aynı içerikli dava dosyalarında birbirinden çelişkili bu kadar tutarsız kararlar verirken, ‘özür ikramiyesinden kesilen gelir vergileri çokta bir anlam ifade etmiyor aslında. Çünkü adaletsizliğin normalleşerek sürdürülebilir olduğu ülkelerde devleti idare eden hükümetler vatandaşının kazancına sanki doğal ortak gibidirler…

İlahiyatçılara, hoca efendilere ve Diyanet’e soralım şimdi; Özür İkramiyesinden vergi almak caiz midir !?

Devletin dini; önce ahlak ve adalettir !!

Devletler elbet vatandaşlarından ve kurumlardan aldığı vergilerle hizmet götürür. Ancak vergide adalet olmayınca vergilendirme zulme dönüşür. İş yerleri de ağır vergi yükünün altında daha fazla dayanamazlar ve iş yerlerini kapatır. Evine ekmek götürmek için alın teri döken insanımızda işsiz kalır.

Vergide adaletsizlik normalleşirse, o ülkenin başta ekonomisi olmak üzere çöküşünü kimse engelleyemez.
Ekonimide çöküş olursa, diğer alanlarda çöküş yaşanması kaçınılmaz olur.

Mevlam içimizdeki adaletsizler ve akılsızlar yüzünden ülkemize zeval vermesin.

Vesselam
Sadi ÖZGÜL

Bir cevap yazın