İktisat Hareketi bir kadro hareketidir. İnsanların istikameti ve bilgi birimi birikimi ile ilgilenir.

Müslüman Blockchain Matematiğini Nasıl Kurgulamalı – 3

Günümüze değin, belli bir merkezi referans alarak uygulanmakta olan blok sistemlerin karakteri dikine belli bir ana gövdeye bağlılığı/bağımlılığı üzere çalışır.

Bu sistemler; blok, blok zincir, merkezi blok zincir ve genel merkezci blok zincir sistemler şeklinde sıralanmıştır.

Bu güne kadar, muhasebe ve vergi uygulamaları sistemi kültürü içinde uygulana gelmiş kayıt matematiği, kabaca fraktal bir geometri içerir. Bir işletme içerisindeki hesaplar arası Defteri Kebir (DK) yapısı ile en genel merkezde kontrolü elinde tutan otorite de en yakın şirketten en uzak gerçek kişiye kadar bu genom yapısını muhafaza eder. Her ne kadar sistem genel yapısı itibariyle Borca Dayalı olarak işletilse de; en azından genomu belirgin haldedir. Sistemin itiraz edilecek noktası teşhis edilmiş ve düzeltilebilir durumdadır. Aşağıdan yukarı veya yukarıdan aşağı incelendiğinde Borcu/Borçlanmayı telkin eder. Sistemin en tepesinden pazara giren para, borç olarak girer ve sistemin en alt düzeyindeki işletmenin kasa/banka mevcutlarında muhafaza edilen paranın da kayıt edildiği hane borç hanesi olarak kabul görür. Dolayısıyla; mevcut Borca Dayalı Para Sistemi’nin “İcatçı” grubu, kendilerini her daim alacaklı yönde sisteme kurgulamıştır. Borca Dayalı Para Sistemi’nin “Program Kodlaması” bu şekilde yazılmıştır.

Paranın “Borç” olarak kodlanması farklı bir konudur, paranın takibinin yapıldığı borç kayıtlarının yedeklenmesi farklı bir konudur. Blok ve Blok zincir sistemleri paranın borç kaydının yedeklenmesi ile  ilgili bir konudur. 

Burada “Ölçü ve Mizan” dengesinin ruhuna aykırı olan unsur, paranın takibini gerektiren (Belli bir süre için birbirinizden borç aldığınızda, yazınız emri) yazma/yedekleme işlemi borç kaydı tanımlaması olarak yanılsama şeklinde kabul görmüş, alacaklıya avantaj sağlama gafletinin kanıksanmasını doğurmuştur.  

Paranın kayıt esasının, Allah’ın emri gereği yazma işlemi; adeta parasal türev olarak kullanılma cüretiyle küfre hizmet eder hale getirilmiştir. 

Bu çarpıklığın uzantısı olarak kanunlarımıza da doğal olarak sirayet etmiş Muhasebe Kayıtları’mızın takibi amaçlı kullanılan Blok veya Blok Zincir sistemlerimiz mevcut değerlerimizi mali tablolarımızda da BORÇ olarak ifade eder. Günümüze değin; Blok veya Blok zincir sistemlerinin mantığı borç üzere çalıştırılmaktadır. Dolayısıyla; kontrol mekanizmaları, otorite olarak belli bir merkezi tanımaya, paraya/borca duyduğu ihtiyaca binaen meşruiyet kazanmıştır.

Bizlerin, bu konuda doğru bulmadığımız nokta, merkeziyetçi blok zincir sistemi değil, merkezin kim, hangi müessese olduğu, olması gerektiğinin dağınıklığı veya belirsizliği konusudur.

Bizler de; her insan gibi bağımlılığımızın, ancak, diğer varlıklarla olan hukukumuz gereği, kamu otoritesi parantezinde olması gerektiğine inanmış, toplumun ortak değerlerinin birer parçaları olarak kültürel doku içerisinde mevcudiyetimizi hak üzere koruma gayreti içerisinde her an bozunuma açık bireyleriz. Çünkü; imtihanımız, bu parçacıklarımız arasındaki etkileşimin doğruluğu/yanlışlığı üzerine kurgulanmıştır. İmtihan edilme modelimiz de böyledir.

Nedir Fraktal Geometri?

Düzensizliklerin düzeni anlamına gelen matematiksel bir terim. Zerre (atom) yapısının galaksilere benzerliğinden yola çıktığımızda; ya da galaksilerden kütlenin en alt birimi diyebileceğimiz atomun yapısına indiğimizde de benzer silüeti farklı boyutlarda ifade etmiş olacağız. Yüksek sesle, fısıltı ya da ya da kalben şehadet getirmenin farklı algı eşiği düzleminde Rabbimizi tesbih eden bir Mizan ve ölçü hukuku vardır. Varlığın gücüne göre, kıymeti ve tesiri, yüce yaratıcımızın rahmeti gereğidir.

Allah (c.c), düzensizliklerle dolu bir evreni belli bir düzen içerisinde yaratmış, birbirleriyle etkileşimleri, bizleri zahirde bozulma gibi yanılsamaya sokabilse de; genel çerçevede bu eylemlere, ölçünün tasarrufu ya da imtihan vesilesi gibi isimler de verebilmekteyiz. Bu yolla düzensizlikler daha da düzensiz hale gelir. Bunun literatürdeki karşılığı “entropi” dir.

Ancak; bu düzensizlikler topluluğu, düzenin temsilidir. Yaratana (otoriteye/merkeze) götüren yoldur. Ölçü ve mizan denkliğinin oluşması ve teyidi için geçerli, olmazsa olmaz şarttır. Elbette evren kaotik bir yapıdadır. İzah etmeye çalıştığımız da kaos teorisini madde boyutunda doğrular niteliktedir. Yani koca bir evren bloğu en geniş manada doğrulanabilmektedir.

Kaos, algısal olarak zihnimizde yer ettiği giib, karmaşık bir yapı değildir. (Aynı sebepler, aynı şartlarda, aynı sonuçları doğurur). Yaşadığımız evrende; düzensizliklerin (kaosun), bir düzeni vardır. Ölçü ve Mizan denkliği gerek beden kültürü, gerek algılama, gerekse ruhsal farkındalık boyutunda denklik ve dayandığı temel prensip olarak Hak’kı temsil etmelidir. Hiçbir batıl misyonun kültürel tamamlayıcısı olmamalıdır.

Bizler konu çerçevesinde; yedekleme, kopyalama teknolojisi olarak incelemeye çalıştığımız, insana dair, üç boyutlu yaşam formunda neleri, ne kadar tasarruf edebilme ve geri bildirimlerini emrolunduğumuz gibi dosdoğru bicimde yapabilecek yeteneğimizin hangi boyutta, hangi işlevleri içeriyor olup olmadığıyla ilgili bir analizin gayreti içindeyiz.

Maddenin zaman yönlü hareketi, mikro düzeyde aidiyetini doğrular. Ya da aidiyet, uzantısını her zaman doğrulamak durumundadır. (DNA yapısı gibi)

İlahi kelimetullah, iktisatlı olmayı emretmiştir. Yani her kulun muktesit olmak gibi bir görevi de vardır. Kullanılan yöntemler, saf/temiz yöntemler olmalıdır. Referansını en doğru mecradan (Allah cc) almalı ve uygulamalıdır. Çünkü tüm yaratılmışlar genel anlamda “RIZIK” kavramına zincirlidirler. Rızka muhtaçtırlar. Rızıklar; varlıkların (canlı-cansız) devamlılığını sağlayan unsurlardır ve Rezzak olana bağlıdır.

Hep birlikte Allah’ın ipine Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Ali İmram Suresi 103)

Ölçü ve mizan denkliği içinde borçlanmak, ödünç vermek gibi varlığın devamlılığını (sekteye uğratmadan/uğramadan) sağlama mekanizmaları borç verene hiçbir avantaj sağlayamaz, sağlamamalıdır. Gerçek ya da tüzel hiç bir kimsenin bir başka kimseye böyle bir ödevi de imtiyazı da olmamalıdır. Bu avantajı hak gören hiç bir finansal, psikolojik, sosyolojik vb. bir meşru ifade ve uygulama olamaz. Bu tür ifade türevleri topyekün faiz/riba kavramları dairesindedir.

Sizler, birer Müslüman olarak, yeryüzünün halifesi hükmünde, doğruluğu ve adaleti temsil etmelisiniz. Bunu başarabilirseniz mümin kimseler olabilirsiniz. Dosdoğru olduğunuz halde; sizin temsil ettiğiniz doğruluk ve adalet düzeninden/misyonundan memnun olmayanlar elbette olacaktır. Hatta savaş açanlar dahi… Hali hazırda onun da şartları kuranı kerimde belirtilmiştir.

Rabbimiz; değil başka insanların yaşanmışlıkları veya mahremiyetlerinin berhava edilmesini; kendi nefsimize karşı, kendi hafızalarımızda dahi bunun, aynı tazelikte alalade kalmasına razı gelmemiştir. Kendi yaşanmışlıklarımızı dahi zihnimizde tamamıyla muhafaza ederken belli bir “unutur olma programını” otonom olarak çalıştırmaktadır. Ondan hiçbir şey eksiltmeden, hiçbir şey eklemeden. Bize ait/emanet bir bilince sahip olmamıza rağmen, bilincimiz içerisinde tuttuğumuz bilgilerin yedekleme sistemi bile bize ait değildir. Unutur olmak, mutlak anlamda yok etmek değildir. Zira; zihnimize giren algıladığımız her bilgi kalıcı bilgi ve Mizan günü hesaplar denkleştirilecektir. Buna rağmen; günümüz psikoloji/psikiyatri bilimleri unutulan bilgilerin geri kazanımına büyük oranda muktedir olabilmektedir. (Hipno-terapi)

Tıpkı bilgisayarlarınızda sildiğiniz bir klasör, dosya vs bilginin aslında yok olmadığı gibi. Nasıl ki; geri dönüşüm kutusundan tekrar geri çıkarma ve aynı bilgilere ulaşma imkanı var ise; gerek insan beyni, gerekse; genetik hafızalarımız bundan daha ileri bir teknolojiye sahiptir ve eylemlerimiz mahremiyet dahilindedir. Bireyin kendi iç hesapları, vicdanen kontrol sistemi, ahlaki ve mahremiyet derecesi kuvvetinde, empati yeteneği üzerinden organize olur ve bu yönde etkilidir.

Her ne kadar konunun dışında gibi düşünülse de konunun merkezi üzerinde mütalaa yapıyoruz.

Sonuç olarak; matematiksel işlem ağırlıklı “blockchain teknolojisi”ni anlama gayreti gösteren, ekseriyeti sosyal bilimlerle iştigal eden kardeşlerime/dostlarıma, konunun algoritmik kodlama işçiliğinden ziyade, hakkaniyet esaslı fikriyatının nasıl olması gerektiğini izah etmeye çalıştım.

Vesselam.

Sadık USLU