İktisat Hareketi bir kadro hareketidir. İnsanların istikameti ve bilgi birimi birikimi ile ilgilenir.

Yangınlar nasıl engellenir?

Her hangi bir sorunun çözümünde en etkili yöntem, sorun oluşmadan önce, kriz yönetim stratejilerinin oluşturulması gerekir. Bu, sorunun büyüklüğüne göre hayati mesele olur.

Şimdi ülkemizde her tarafta çıkan ve milletçe büyük bir üzüntümüze sebep olan orman yangınları ile karşı karşıyayız.

Kuşkusuz yangının sebepleri konusunda güvenlik kuvvetlerinin yapması gereken ve yaptığını düşündüğümüz çalışmalar var. Terör eylemlerinin turistik bölgelerde oluşması, yerleşim yerlerine yakın olması, halkın mal ve can güvenliğini tehdit etmesi,   istihbarat çalışmalarında yeni birimlerin oluşturulmasını da gündeme getirmelidir.

Yangınla mücadelede etkili olabildik mi?

Bu soruya maalesef evet diyemiyoruz. Kuşkusuz bu yangınların terörle ilişkisi vardır. Ancak sorumlu makamda bulunanlar, bu söylemlerle ne sorumluluklarını hafifletebilirler nede yangınları söndürebilirler.

Yapılan eleştirilere öfkeyle cevap verme yerine, bu eleştirilerin çözüm odaklı önerilerini bir bilgi merkezi gibi kullanıp, tedbir niteliklerini büyük doğal afetlere karşı çoğaltmalıyız.

Yapılan eleştirilerde THK kurumuna ait yıllardır kullanılan uçakların 4 bin 900 litre olduğu, tonajın arttırılmasıyla; bu uçakların tonaj gerekçesi ile sistem dışına itildiği haberleri var.

Dünyada yangınlara uçakla müdahale edildiği gerçeğini göz önüne aldığımızda, eğer bu haberler gerçekse ciddi bir hatadır. 

Uzman pilotların iddialarına göre hangara çekilmiş 4 adet CL-215 uçağımıza bugün bakılsa yarın uçulabileceği ifade ediliyor. İhtiyacın teknik bakım olduğu ifade ediliyor.

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin sahillerinde çıkan bu yangınların söndürülmesi için alınması gereken uçaklardan feragat edilemez.
Bu konuda farklı bir eleştirisini kamuoyu ile paylaşan eski İstanbul milletvekili Faik Tunay ‘’bakanlar çıkıp Iban numarası veriyorlar. Halkımız desteğini verir diyorlar. Şimdi soruyorum; Bitlis Ahlat senede sadece bir kere gidilecek saraya 224 milyon TL külliyeye para harcandı. Marmaris’deki ne 500 milyon. Buralardaki yapılmasaydı da yangın uçakları alınsaydı fena mı olurdu, kötü mü olurdu? Bunu sormayalım mı sorgulamayalım mı?’’

Belki bu eleştiri bazı okuyucularımızı kızdırabilir. Ancak öncelikleri iyi sıralamadığınız zaman,  bu eleştirilerin halkın vicdanında yer ettiğinin görülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Peki, uçak dışında bu yangınlarla mücadele edebilecek başka bir yöntem var mı?

Bu milletin ecdadı, gemileri karadan yürütmüş, düşmana dünyanın en büyük seddini yaptırmış bir millettir. Tarihsel sürecin en kırılgan anlarında büyük çözümlerle sorunların üstesinden gelebilmiştir.

  1. CL-415 yangın söndürme uçağının fiyatı 37 milyon$. Envantere en az 10 adet bu uçaklardan alınması 370 milyon$ bir maliyet getirecektir. Bu ülkede, pandemi sürecinde 2 milyar TL halk verdi. Hükumet bu uçakların alımı için büyük bir kampanya başlatmalı. Kiralama kaldırılmalıdır.
  2. Yangınların yoğun göründüğü bölgelerde, denizden ormanlara taşınması için büyük boru hatları oluşturulmalı. Boruların geçiş yerleri yangına karşı suyun taşınmasını sağlayacak stratejilerde olmalı. Büyük gölet bölgelerinden de bu boru hatları yangın yerlerine çekilebilir. Bununla birlikte uygun yerlerde deniz suyu ile yangın gölet bölgeleri oluşturulabilir.
  3. Yangınların yoğun olduğu bölgelerde, yerleşim yerlerini korumak için çevre su kanalları büyük boru hattıyla oluşturulmalı. Suya olan ihtiyaç hızlı bir şekilde bu boru hattından sağlanarak, yangının yerleşim yerlerine ilerlemesini engellenmeli.
  4. Canlılık emarelerini yitirmiş yangın bölgeleridoğaya kazandırılması için 4-5 ayda hızlı büyüyen kenevir ekimi alanlarına açılmalı. Toprağın yangın izlerini silmesi için, çevresel rahatsız edici yangın kokusunun giderilmesi için kenevir ekimi en hızlı neticeyi verecektir. Yangın sonrası oksijen ve temiz havanın oluşumu için; kenevir ekimi bir ticari unsur olmaktan öte, tabiat sağlığı ve insan sağlığı açısından düşünülmelidir.

Orman alanları, doğal yapısını kazandıktan sonra, kenevir ekimi yerini hızlı biçimde ağaçlandırmaya bırakabilir. Kenevirin yangın sonrası ekimindeki başarısı görüldüğünde, bunun gene bir ülke stratejisine dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Şimdi, bürokrasinin içinden birileri çıkıp, bu işin maliyetinin büyük olduğunu söyleyerek adım atılmasını engelleyebilir. Muhtemel bu zihniyete ben şunu hatırlatırım; tarih içerisinde İstanbul’un su ihtiyacının büyük su kemerleri kurularak karşılandığı gerçeği, sizin için örnek olsun.

Bu konuda hiç bir maliyet, yok olan ormanlardan daha büyük olmaz, olamaz.

Selam ve dua ile…

Yunus Ekşi

Bir cevap yazın